Sarı Kantaron
Bu taraflara gelmeden önce İstanbul’da, şimdi hatırlamadığım bir mucizesinden söz edilmesi üzerine sarı kantaron yağı edinmiştik. Minik şişesine oranla fiyatı büyük olduğundan bırakmadım, gelirken attım bavula. Tabii geçen süre zarfında neye iyi geliyordu, ne işe yarıyordu uçtu gitti kafamdan. İnatla her otelde tezgaha yerleştirdim; şişesi hoşuma gidiyor çünkü.
Sonra bir gün, ilk önce hangimiz bilmiyorum, bitkisel bir içgüdü hareketiyle sinek ısırığına sürdü bu sarı kantaron yağını. Meğer yanımızda ne özel bir iksir taşıyormuşuz da haberimiz yokmuş. Sineğin hüplettiği yere sürdükten 30 saniye sonra kaşıntı kayboluyor, kızarıklık da tamamen kaybolmasa bile, sönüyor. Anladığım kadarıyla benzer, alerjik her türlü benekte işe yaramaya meyilli bu sarı kantaron.
Dikkat edilmesi gereken önemli nokta ise, güneşe çıkarken sürülmeyecek. Bizi de zaten sinekler gece ısırıyor, güneş yokken ay ışığında sürüyoruz. Ay ışığı dokunmuyor fakat sarı kantaron sürünüp güneşe çıkılırsa, ciltte leke yapabilirmiş.

