örtük nefret

cocuk

ilk anneler günü

IMG_1817

Bebeğim henüz bana ‘anne’ diye seslenemeyecek kadar bebek. Yine de epeydir beni tanıyor, arıyor, seviyor. Bu ilk anneler günü bana ne ifade etti: ‘annelik çoğalmak demek’ diye geçti aklımdan. Birkaç anne çocuklarıyla bir araya geldiğinde oluşan kalabalık kaosa yol açıyor olabilir ama neyse ki bu kaosun bir anlamı var.

Bu günden bir hafta öncesinde ise doktor ziyareti sırasında, duvarda bir anneler günü posteri gördüm. Posterin yanından öylece geçiyordum ki birden fark ettim. Ben de anneyim! Bu özel güne dair sanırım en çok o an duygulandım.

Teyze Olmak

idil

‘Teyze olmak’ acaba nasıl hissettirecek diye düşünüyordum ama zaman kaybıymış. ‘Anlatılmaz yaşanır’a geldi dayandı hisler. Öyle her aklıma geldiğinde falan değil, fonda sürekli miniğin iyiliğini isteme ve yarattığı sevgi dalgasıyla titreşme halindeyim. Canım benim.

Gün Doğmadan

cincon

Bugün en çok furi’nin doğum günü olduğu için özel bir gün; ama dün gece Tayland’da 06 Mayıs’a girmemizle birlikte araya başka kutlamalar da girdi. Önce furi’ye hediye gibi bir Cimbom şampiyonluğu geldi ve ardından hayırlı bir iş için haberi. Gün doğmadan neler doğar dedikleri bu olsa gerek. Başladığı gibi hep böyle sürprizler, sevinçler getiren bir yaş olsun. İnsan tabii sevdiklerinin mutluluğundan, üzüntüsünden etkilenir ama evlilikte böyle ‘acını, sevincini paylaşıyorum’ cümleleri olmuyor, yavan kaçıyor. İyisi de kötüsü de aynı zamanda senin oluyor. Belki evlilikten ziyade birlikte çok zaman geçirdiğin, çok iç içe geçtiğin için böyle oluyordur. Sözünü ettiğim, örnek vermek istediğimde zorlandığım ama orada olduğuna emin olduğum bir his.

İyi olduğumuz nice yıllara.

Deniz, Dalga ve Bir Motto

dalga

foto: mary robinson

Phuket’te dalgalara biraz daha zaman var ancak bu fotoğrafı görür görmez, ‘işte bu’ dedim. Haziran’dan önce, deniz henüz ‘yutarım’ kıvamına gelmemişken araya sıkışan dalgalı, bulutlu sahil dönemi bu kareyle özetlenebilir. Makineleri ıslatma korkusuyla suda ya da yağmurlu havalarda pek fotoğrafımız yok. Olmasa da olur. Ne de olsa fotoğraflar hatırlayalım diye çekilmiyor mu? Benim olmasa da, bu fotoğraf bana tüm o güzel duyguları hatırlattı işte.

Geçenlerde ‘duygulanımlı’ blogların ne kadar acınacak şeyler olduğuna dair bir yorum okudum. Hak verdim aslında, öte yandan ben de zaman zaman blogumda duygulanıyorumdur herhalde. Yine de bu yıl için aldığım başlıca kararlardan ‘sen kendi işine bak‘ mottosuna uymakta kararlıyım. Elalem ne yapmış, ne demiş; ders vermek de ders almak da istemiyorum. Online eleştiriden çok soğudum. Herhalde İnternette bu işin suyu çıktığı için. Herkesler güncel tabiriyle akil adam’mış meğerse. Kimin ne giydiğinden, ne söylediğine, ilişkilerine, esprilerine, bildiğine, bilmediğine, okuduğuna, dinlediğine vs sürekli bir laf yetiştirme hali.

Sen neymişsin be abi, diyorum o zaman.