Phnom Penh Nehir Gezisi

Phnom Penh tekne

Nehir şehrin canı olunca, Phnom Penh’de nehir gezileri de en çok ilgi gören turların başında geliyor. Çeşitli turlar arasından 5 dolarlık gün batımı turunu seçtik. Şehirde en hoşumuza giden etkinliklerden biri bu oldu.

nehir tonle sap

Şehri geçen nehir sadece Mekong değil. Phnom Penh’de Tonle Sap gölünün bir kolu Mekong’la birleşiyor. Günün her saati kıyıda oturanlara rastlanabilir. Karşı manzara ise Phnom Penh’de müslümanların çoğunlukta olduğu bölge.

Phnom Penh tekne gezi

tekne

Saat 17.00 suları bindik, yaklaşık bir saat tur attık. Hava bulutlu gibiydi, binerken tereddüt ettik ama güneş sahiden de çok güzel battı.

gunbatimi

Kamboçya ve Başkent Phnom Penh

Phnom Penh

Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh şehrini ziyaret ediyorsanız, nehir kenarındaki sayısız lokantadan birinde, lezzetli yemekler ya da ferahlatıcı kokteyller eşliğinde biraz nehir biraz trafik manzarası izleyerek dinleniyorsunuz demektir.

phnom penh gece

Dünyanın en uzun nehirlerinden Mekong’u görmek için zahmetsiz ve konforlu fırsatlardan biri. Ancak her keyifli ana, bu şehirde az da olsa suçluluk duygusunun bulaşmaması imkansız. Şehir hayatı Kamboçya’daki yoksulluğu çok daha somut hale getiriyor. Ancak 90’lardan itibaren tamamen son bulan Kızıl Khmerler hareketinin izleri, bence en çok ülkedeki yoksulluk ve genç nüfus ile kendini hatırlatıyor.

Khmer Rouge Guerrilla soldiers

Kızıl Khmerler, 1975 – 79 yılları arasında Kamboçya Komünist Partisi altında ülke yönetimine gelen ve liderleri Pol Pot ile birlikte 2 milyon Kamboçyalının ölümüne neden olan vahşi hareketin takipçileri. İnsanın içindeki şiddet yayı kopunca ortaya çıkabilecek vicdansızlıkların kapasitesi ürkütücü.

Kızıl Khmerler bütün şehirleri boşaltıp bir köylü devrimi yapmak istemişler. Ticaret yapanlar, zanaatkarlar, öğretmenler, entelektüeller gibi tarım dışı işlerle uğraşanlar, toplumdaki eşitliği bozan hainler olarak kabul edilmiş. Aileleriyle birlikte hepsi topluca işkenceden geçirilip öldürülmüş. Öldürülmeyenler ailelerinden koparılarak tarlalarda çalışmaya zorlanıp aç bırakılmış, tecavüze uğramış, hastalanmış ve sonrasında ölüme terk edilmişler. Katliamları yapsın diye çocukların eline silah verilmiş. Tarihte din, ırk, sınır ayrılıkları benzeri bahanelerle böyle bir insanlık suçu işlenmesine ilk kez rastlanmıyor belki ama Kızıl Khmerler’de bunların hiçbiri yok. Kendi halkına karşı akıl almaz boyutlara varan bir korku ve şiddet hareketi yürüten, komünist bir ütopya peşindeki manyaklar ordusu söz konusu.

phnom penh sokak

Önce Vietnam Savaşı, ardından Kızıl Khmerler derken, Phnom Penh’in 80’li yıllardan itibaren yeniden kurulması gerekmiş. Kamboçya’ya gelip de başkentte ülkenin modern yüzünü göreceğini düşünenler, yapılanma açısından sandıklarından çok daha genç bir şehirle karşılaşabilirler.Fransızlar zamanında aslında çok düzenli, paralel sokaklarıyla müthiş planlı bir şehir kurulmuş. Haritada bu hemen görülüyor. Öte yandan son on yılda artan nüfusa paralel olarak kalabalıklaşan Phnom Penh trafiği şu an şehir trafiğinden çok, bir adrenalin sporuna benziyor. Sinyal, trafik ışığı, şerit veya araç önceliği yok!

Phnom Penh muze

Phnom Penh’de restoran ve kafeler dışında National Museum, en çok ziyaretçi alan yerlerden biri. İlk girişte saatlerce gezeceğiz sandık fakat ne kadar küçük olduğunu görünce şaşırdık. Angkor tapınaklarından çıkan kalıntıların yer aldığı, Khmer tarihinden kesitlerin sunulduğu müzede sandığımızdan çok daha az eser vardı. Kilometrekarelere yayılmış olan Angkor harabelerinden sadece bunlar çıkmış olabilir mi?

Phnom Penh central market

central market

Başkentte henüz büyük bir AVM yok. Hala yerel pazarlar kuruluyor ya da sokak dükkanlarından alış veriş ediliyor. Kapalı bir alışveriş mekanı olarak en dikkat çeken yapı, şehrin merkezindeki, Fransızlar’ın 1930’larda inşa ettiği ‘The Central Market‘. İtiraf etmeliyim dışarıdan görüntüsünü yadırgadım, camiye benzettim. Mimariden anlamıyorum deyip geçeyim. İçerideki tek kata, çeşitli doğal taşlardan takılar satan standlar kuruluyor. Dışarıda, farklı giriş kapıları önündeyse giysi, ahşap, takı benzeri hediyelikler satılıyor.

Kamboçya – Battambang

battambang merkez

Battambang, başkent Phnom Penh’den sonra Kamboçya’nın ikinci büyük şehriymiş. Gezi rehberlerinde birkaç sayfa ile geçiştiriliyor çünkü verimli toprakları sayesinde ülke için önemli ama gezenler açısından, tek başına bir istikamet olamayacak kadar kendi halinde bir şehir. 

battambangkoy

Siem Reap’e Angkor tapınaklarını görmeye gelen turistlerden vakti olanlar, biraz daha Kamboçya tatmak isteyenler buraya uğruyor. Yeni yeni oteller yapılmış, yapılmaya da devam ediyor ama ‘Gelenleri nasıl oyalasak da bir turizm geliri yaratsak?’ noktasında, Battambang henüz yolun başında diyebiliriz. Küçük merkezi çevreleyen kırsal hayat şu an için olanca farklılığıyla ilgi odağı olma konusunda başı çekiyor.

ahsap

Otel demişken bu bölgedeki masif bolluğu ağzımızı açık bırakmaya devam ediyor. Ufacık tabureler bile yerinden kalkmayacak kadar ağır. Otelimiz King Fy’deki tuvalet masasını neden belgelemeye değer bulduğum anlaşılıyor herhalde.

sehir

Battambang’ın öyle bir havası var ki, sanki herkes bir yerlere gitmiş de şehir bir süreliğine boşalmış gibi. Resmi görevliler yok mesela etrafta. Düşünüyorum belediye işçisi, çöpçü, polis, zabıta, banka çalışanı, asker… Resmi ya da özel bir şirketten olsun, görev başında üniformalı kimselere rastlanmıyor sokaklarda. Aslında akşam saat 9’dan sonra yemek yemek için yer bulunamadığı, dükkanların kapanıp sokakların boşaldığı düşünülürse, şehrin karakteri de anlaşılmış olur.

restoran

Siem Reap’teki gibi turistler için ayrı bir mahalle yok burada. Fransız tarzı bitişik nizam binaların doldurduğu dar sokaklara birkaç kafe ve restoran açılmış. Şöyle bir sokakları turlamaya çıkmak zaten hemen hepsinin önünden geçmek anlamına geliyor.

pazar

Pazardan 3 tane mandalina alayım dedim hemen 4 dolar fiyat çektiler! Ülkede turizm herkes için yeni bir iş kolu ve ne yazık ki turistlerin her fiyata razı olduğuna dair yanlış bir izlenim giderek yayılmakta.

phnom sampeou

yarasalar

Şehrin ziyaret açısından en kalabalık noktalarından biri,  Phnom Sampeo dağı. Açıkçası tuk tukla ilerlerken uzaktan görülen, dağın tepesindeki tapınak silueti bu ziyaretin en görkemli karesi. Fakat Phnom Sampeou’da başka bir sürpriz aktivite, bizim için ilginç deneyimlerden biri oldu. Dağın eteklerinde  yer alan ve ‘yarasa mağarası’ diye bilinen mağaradan her gün güneşin batmasına yakın yarasalar çıkıp köylere doğru uçuyorlarmış. Biz de bunu bilerek, akşama doğru tapınağa gittik. Neredeyse yarım saatten fazla bir süre herhalde milyonlarca yarasanın mağaradan çıkıp şehre dağılması izlenebiliyor. Yarasa soyu tükenmeyecek, ikna oldum! Çok hareketli olduklarından güzel bir foto çekemedim. Mağara yakınında bekleyen tuktuklarla yetinelim.

buddha

ek phnom

Angkor’u görenler için diğer bir ziyaret noktası, Ek Phnom tanıdık bir yüz gibi gelebilir. Elbette oldukça küçük ve kalıntılar da epey bozulmuş fakat burayı ziyaret etmek üzere yola çıkıldığında küçük köylerin içinden geçerek, zaman zaman ilginç bir manzarayı izlemek için durarak ilerlemek, Ek Phnom’u ziyaret etmek için yeterli bir bahane.

kambocyali

nehir

kambocya

Battambang Kamboçya’ya kadar gelmişken uğranabilecek, en çok 3 günün şehri ve çevresini tam anlamıyla turlamak için hayli hayli yettiği, bildiğimiz büyük şehirlere benzemeyen bir büyük şehir.

Şimdi sıra başkent Phnom Penh’de. Kamboçya devam.

Siem Reap’te Gündelik

baliksiemreap

oldmarket

gunbatimi siemreap

Kamboçya Usulü Mangal

arabasocheata

Uzun kalan misafirlerine jest olarak ya da belki bütün gün otelin başını beklemekten sıkıldığından, otel sahibi bizi Kamboçya usulü mangala davet etti. Kendisi oldukça fakir bir aileden gelmiş ama karşısına çıkan fırsatları iyi değerlendirince yoksulluktan yırtabilmiş, otel ve jip sahibi olabilmiş az sayıdaki sıradan vatandaşlardan biri. Biraz da iç güveyliği var ama tabii dil öğrenmesi, çalışkanlığı göz ardı edilemez he he.

iskele

Seyahat sırasında turistlerin bilmediği bir yer keşfetmenin tadı başka oluyor. Bu bir pazar yeri de olabilir bir restoran da. Bir yerde uzun kalmanın en büyük avantajlarından biri. Gittiğimiz yer de böyle bir yerdi.

aile

Kamboçya da turistik bölgelerin dışına çıkınca hayat kelimenin gerçek anlamıyla ‘duruyor’. Pirinç tarlalarının kenarında, çatıdan ibaret evlerin önünde bazen 5-6 kardeş, anneleriyle öyle kapının önünde oturuyor.  Hiçbir şey yok. Baştakiler yiyor, turistik yerlere lütfen asfalt döküyor ve halkın geri kalanını kaderiyle baş başa bırakıyor. Fakat daha güzeli durum böyle böyleyken, Kamboçya’da da kızını dövmeyen dizini dövermiş. Türkiye’deki gibi. Herkes her boku yer, çalar, çırpar, ezer ama namus ve şeref kadın üzerinden tanımlanır. Neyse, özetle yemekte bunlar konuşuldu. 

alisveris

Yoldan kendimize kızarmış tavuk ve meyve aldık. Gittiğimiz yerde de ayrıca tavuk ve balık kızartılıyor ve çeşitli sos ve yeşilliklerle servis ediliyor ama dışarıdan kendi yiyeceğini de sofraya ekleyebiliyorsun.

hamaklar

piknik

Otel sahibi yanında viski de getirmişti. Pek içen biri değil aslında ama bana kalırsa ev sahipliğini biraz süslemek istedi. Sodalı, buzlu bir viski hazırladı kendine. Onu da ağız tadıyla içemeden, racon yapayım diye kafasına dikti.

yemekkamboçya

Yemeklere gelince, aslında Tayland ile hemen hemen aynı malzemeleri kullanmalarına karşın Kamboçya tarif yönünden çok daha fakir. Zaten genel olarak dünya mutfakları konuşulurken ‘Kamboçya mutfağı’ diye bir başlığa rastlamak da zor. Savaşlardan, kıyımlardan yemeğe vakit nasıl kaslın? Pirinç Tayland’da olduğu gibi kahvaltıdan tatlıya her öğünde yer alıyor. Yalnız burada ekmek daha bol ama o da herhalde Fransızlar’ın işi. Kamboçyalılar’ın ekmeğe düşkün bir halleri yok gibi geldi bana.