Leonard Cohen, Açık Hava, UFO

Geceyi unutulmaz kılan başka bir şey daha oldu: yıldız kaydı. Zannederim bir daha hayatım boyunca rastlayamayacağım bir biçimde, inanılmaz yakınımızdan geçerek, arkasından ateşler saçarak, acaba UFO mu dedirterek… Gökyüzü o kadar açıktı ki, dalmış sahneye bakarken parlak bir ışık gözümüzü çeldi, o kaddar yani!

Bir ara protokoldekileri kıskandım ama hemen geçti.

‘Sahneye 10 kişilik bir ekiple çıkan Leonard Cohen, tam üç saat boyunca en sevilen şarkılarını seslendirdi. Cohen’in klasikleşmiş şarkıları “Dance Me To The End Of Love”, “Famous Blue Raincoat”, “Suzanne”, “Hallelujah”, “So Long Marianne”, “I’m Your Man”, “First We Take Manhattan” seyircinin büyük tezahüratıyla karşılandı.

40 yılı aşkın müzik kariyerinde ilk kez İstanbul’da sahne alan Leonard Cohen’in hayranlarıyla buluştuğu konseri yaklaşık 5 bin kişi izledi.

Leonard Cohen’in 26 Nisan’da Kanada’da başladığı 2009 Dünya Turnesi’nin Avrupa’daki ilk konseri 1 Temmuz’da Almanya’nın Köln şehrinde gerçekleşti. Sanatçı İstanbul konserlerinden önce, ortalama iki gün arayla Almanya, Belçika, Fransa, İngiltere, Norveç, İrlanda, Portekiz ve İtalya’da konserler verdi. Leonard Cohen’in 2009 Dünya Turnesi, İstanbul’un ardından İspanya, Fransa, Avusturya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Sırbistan, Romanya ve İspanya konserleriyle devam edecek ve 21 Eylül’de Barselona konseriyle sona erecek. 74 yaşındaki Leonard Cohen turne kapsamında Avrupa’nın 16 ülkesinde 34 farklı şehirde 40 konser vererek bir rekora da imza atacak.’

Michael Joseph Jackson

Pepsi reklamı bile bizim ellerde günlerce konuşulmuştu, bir çocuk ‘Maykıııl’ diye şaşkınca sesleniyordu. Oradan buradan ufak tefek resimlerini kesip kesip bir deftere yapıştırıyordum. Moonwalker filminden sonra rüyama girmişliği bile vardı. Saati sağ koluna takar, et yemez diye taklit etmeye çalışıyordum. O tıfıl döneme şahit olan arkadaşlar, Assos’ta bööyle ayaklarımı uzatmış denize bakarken başsağlığı mesajları geçmeye başladılar. Sağolsun furi ‘I’m dead’ şarkısıyla gözlerimdeki hüzün bulutlarını hemen dağıttı. Hüzün değil de, ağzım açık kalacak kadar şaşırdım. Zaten ben de iki gün önce biraz daha yaşlanmıştım. Yaştı, yaşlanmaktı derken, Türkiye’nin uzak koylarından birinde ‘Billy Jean’ nereden bulunduysa bulundu ve günlerce çalındı.

Let’s Dance

Arada bir sitede turluyorum ve ücretli üyeliği görünce yeniden sinirleniyorum. Bu kadar ‘en’e sahip olup da hala daha bir site gezeceğiz diye benim 60-70 dolarıma göz dikmek? Önceden uyanıldı tabii, artık CD falan satılmayacağına, çok temiz ve hazır bir paranın bundan böyle online akacağına… İlk günden beri böyle bu site. Çok özenli, ayrıntılı, ödüllü, kısıtlı bir gezintide bile ilginç bulunacak türden. Bowie’nin kendi yazdığı blogu da var. Hayranım diyen üye olmadan duramaz yani. Fekat ben duracağım. O yaşlanıyorsa, ben de yaşlanıyorum.