Singapur Notları

tiongbahru

Singapur günleri sona erdi. Olabildiğince günü gününe yazmaya çalıştım ama yetiştiremediğim notlarım var. Mesela konakladığımız bölgenin adı ‘Tiong Bahru‘ idi. Her sabah yola bu duraktan çıktık. Ne çok bindik metroya; büyük şehirlerden uzak kaldığımız tüm zamanların acısı çıktı herhalde.

condo

Singapur’da otelde değil, airbnb.com aracılığıyla bulduğumuz bir evde kaldık. Bu sisteme üye olunca dünyanın farklı şehirlerinde yaşayan ve evini tatilcilere kiralayan kişilere ulaşmak mümkün oluyor. Bazı evlerde ev sahibi kendi yaşadığı evdeki fazla yatak odasını tatilcilere kiralıyor. Bizim kaldığımız ev ise sadece tatilcilere ayrılmıştı. Ev sahibi kadın bu evi pansiyona çevirmiş, kendisi başka bir yerde yaşıyordu. Böylece merkezi bir yerde, Singapur şartlarına göre epey uygun bir fiyata kalabildik.

havuz

Evimizin havuzu, spor salonu falan da vardı fakat sürekli dışarıda olduğumuz için bunlara sıra gelmedi. Ayrıca internet bağlantısı çok hızlıydı ve büyük de bir balkonumuz vardı. Seyahatler başladığından beri ilk kez çamaşırları laundry’e vermeyip evde yıkama fırsatı doğdu. Aslında kısa bir seyahatti ve dönene kadar idare ederdik fakat evin hiçbir imkanından faydalanmamak da olmazdı. Zaten çamaşırları da ağız tadıyla yıkayıp asamadık. Eve temizliğe gelen kişi makineyi göstereyim derken çamaşırları makineye atmış oldu. Yıkama bitmiştir diye çamaşırlığa gittiğimdeyse çamaşırları çoktan asmıştı.

bagel

plaza

Her güne, metro girişinin bulunduğu plazadaki bir kafede kahvaltı ederek başladık. İlk gün simidin yanında büyükçe bir krem peynir geldiğini görünce gözlerim yaşardı. ‘Bottle of water’ demem üzerine ‘boiled water’ getiren garson, İngilizce aksanımla ilgili şüpheye kapılmama neden oldu.

bitpazari

Hint mahallesinden Arap mahallesine geçerken ufacık bir bit pazarına rastladık. Bu kadar işe yaramaz malların satıldığı bir pazarı ilk kez gördüm diyebilirim. Paslı fişler, boş şarap şişeleri, satın almayı bırak üstüne para verseler almazsın. 

arapmah

camii

haji sok

hint

sokak

Arap, Çin ya da Hint mahalleleri tek tek bakıldığında Singapur’un modern mimari takıntısını dışlamış, biraz daha sokak kokan mahalleler olsalar da, kendi aralarında karşılaştırıldıklarında aynı görünüyorlardı. Belli ki ülkenin-devletin dayattığı standartlar ancak belli bir yere kadar zorlanabiliyor. Mesela Malezya / Kuala Lumpur’daki Hint mahallesine gittiğimizde, sanki ülke değiştirmiş gibi hissetmiştim.

bugis

Şu an düşündüğümde Singapur’da beni en çok etkileyen, yaşlı insanların karşıdan karşıya geçirilmesi gereken muhtaç kişiler olmaktan çıkabildiklerini görmek oldu. Elbette sağlığını koruyabilmekle, yaşadığın yerin sunduklarıyla ve alım gücünün yüksek olmasıyla çok yakından ilişkili ama belki de tam da bu nedenlerden dolayı insanın ufkunu açan bir durum.

Singapur / Holland Village

village

Rehberlerde pek geçmiyor ama Singapur’un Holland Village adlı semti,  çok çok ufak ama ‘eski’ Taksim tadında, yan yana kafe, bar ve restoranlarıyla canlı bir sokak havasının bulunabileceği bir semt. Şu ana dek en hoşumuza giden yerlerden biri oldu. Tuhaf bir şekilde henüz turistler keşfetmemiş gibi görünüyor. Daha çok Singapurlular ve Singapur’da yaşadığı/çalıştığı belli olan, takım elbiseli yabancılar vardı.

barlar

Semtin ismi, kim olduğunu unuttuğum ünlü bir Hollandalı’nın buraya yerleşmesinden sonra verilmiş. Yani burası öyle Çin mahallesi gibi bir Hollanda mahallesi değil. Hafta içi olmasına rağmen yemek saatinde tüm mekanlar dolmuştu. Hafta sonu insanlar sokağa taşıyordur diye hayal ettik. 

breko

holland

Singapur tropikal iklime sahip olduğu için muhtemelen burada yaşayanlar klimalı binalardan gayet memnunlar. Yine de bitmeyen yaz mevsiminin, arada bir de olsa, tadına varılacak yerlerin olmadığını düşünemiyorum. Açık hava başka.

menu

Singapur’un para birimi Singapur doları. 1 Amerikan doları 1.25 Singapur dolarına denk. Singapur yemeklerinden pek söz etmiyorum çünkü Singapur’a özgü bir yemekle tanışma durumumuz olmadı.  Çin, Hint, Malezya, Arap, İngiliz, Amerikan tüm mutfaklar aynı ağırlıkta dağılmış gibi görünüyor. Fakat henüz Türk dönerci görmedik, bir ilk olabilir.

singapur

singapurkafeler

wala

Singapur Botanik Bahçeleri

botanik

Singapur şehrinde doğal ya da kendiliğinden ilginç çok az şey var. Antik kentler, mitolojik tanrılar,  turkuaz sahiller ya da başka doğal güzellikler ülkesi değil. Daha çok ‘bunca ‘yokluğa’ rağmen bir şehir nasıl ilginç olabilir’ sorusu üzerine epey kafa yorulan bir yer. Bu çabanın en büyük örneklerinden botanik bahçeleri, aynı zamanda Singapur’un en çok ziyaretçi çeken noktalarından biri.

bahce

Dünyadaki örneklerine bakarak, bu bahçelerle ilgili ben Singapur’dan biraz daha iddialı peyzaj tasarımları beklerdim ama işin bu yönü üzerinde pek durmadıkları söylenebilir. Çok büyük bir alanı kapladığını görünce şaşırmadım değil tabii ama burada karşıma çıkan çoğu bitkiyi doğal ortamında (Tayland ve Kamboçya’da) görmüş olduğumdan, botanik bahçelerinin baş döndürdüğünü söyleyemeyeceğim. 

park

Öte yandan şehrin ortasında böyle bir yer olması tabii ki harika bir şey. Akşama doğru yürüyüş ve koşu yapanlarla doldu. Birkaç farklı bölüm içerisinden biz orkide bahçesini ziyaret ettik. Farklı türlerde, yine buraya özel seçilmiş ağaçların, bitkilerin arasından ilerleyen, uzun bir yolu kat ettikten sonra dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen, rengarenk orkideleri görmüş olduk.

orkide

orkideler

cicekler

mor

cardak

kameriye

kerti

nilufer

atlar

Singapur Telefonda

metro

Akıllı telefonlar öncesi omuz üzerinden başkasının gazetesini okumak vardı. Şimdi artık başkasının akıllı telefonunu okuma devri. Biraz göz attım bakayım nedir bunları böyle bağımlı hale getiren diye.  O kadar aletin içine düşmüş oluyorlar ki fark etmiyorlar bile. Dizi izleyen var, oyun meraklısı var, sen neredesin ben neredeyim mesajlaşması çok var, telefondaki tüm aplikasyonları tek tek açıp kapama var, bir de işte herhalde sosyal ağlarda kim ne yapmış takibi. Zaten ne olacaktı, metroda iki durak arası atomu parçalamaya çalışacak hali yok kimsenin. Bu arada, yeri gelmişken ‘Singapur’da elektronik ucuz’ efsanesini hemen bitireyim. Özetle, yok öyle bir şey. Türkiye’deki fiyatlarla karşılaştırıldığında çoğu kez hiçbir fark olmuyor.

mrt

telefon

gencler

Singapur Çin Mahallesi

chinatown

Chinatown durağında metrodan çıktık ve ilk anda karşımıza çıkan, ihtiyar ayakkabı tamircisine bakarak, ‘Tamam,’ dedik, ‘özlenen Asya ruhunu burada bulduk.’ Plastik sandalyeleri, gürültülü, hareketli kalabalığı ve etrafı saran yemek kokularıyla Çin Mahallesi umut vadediyordu. 

cinmahalle

Fakat heyecanla daldığımız ara sokaklar, film seti için kurulmuş karton dekorlara benziyordu. İnsansız, jilet gibi restore edilmiş, özenle tabelaları yerleştirilmiş, hediyelik eşya satan turistik mağazalar. Ne bir meydan pazarı, ne bir sokak satıcısı, ne çakma mallar, ne fosforlu oyuncaklar, ne de kuyumcular ortalarda yoktu. Adı Çin Mahallesi olunca, Singapur’a daha az benzeyeceğine dair bir ön yargı oluşmuş demek kafamızda. Bu iki katlı orijinal yapıların, yeni gökdelenlerle aynı karede olmaları yine de ilginç bir manzaraydı.

atyili

2014 yılı, Çin takvimine göre at yılı imiş. Şubat başına denk gelen yeni yılı kutlamaların izlerini sokaklarda hala görmek mümkün. At yılı demek, bu güzel hayvanın da çağrıştırdığı gibi yolculukların, beklenmedik maceraların, hareketin, sıçramaların yılı demekmiş. Yalnız emin olmadığımız durumlarda karar vermekten kaçınmalıymışız yoksa dört nala yanlış yöne gidebilirmişiz. Haydi ‘deh’ diyoruz o zaman.

easyrider

 ‘Çok yürüdük bugün, şöyle bir ayaklarımı uzatmam lazım.’ diye yaşlı yaşlı kafamdan geçirirken, o da ne? Hayallerdeki emeklilik geçti önümüzden. Yaşam kalitesi yüksek falan deyince fark ettim ki o kaliteli denen hayatı yaşamadan, neden söz edildiğini tam kafasında canlandıramıyor insan. Öyle yol mol yapmakla olmuyor. O yollarda kim, kaç yaşında, neyle yolculuk ediyor gibi detaylar önemli arkada. 

kahve

Her ne kadar şöyle, böyle desem de, sonuç olarak Singapur’daki Çin Mahallesi’nin hakkını o kadar da yememek lazım. Sıcak havaya rağmen, bu bölgede yürümekten, dolaşmaktan mutlu olduk diyebilirim. En azından modern mimarinin dışına çıkan, biraz tarihi eskiliği bulunan bir semtte (1900’lerde kurulmuş), sokakta masa bulup kahve içmesi bile keyif verdi.