1 kasım

gunler

Umut iyi ama ızdırabı çekilecek gibi değil bazen. Önce Gezi sonra 7 Haziran derken öyle bir umutlandık ki seçimin ardından şimdi yerimiz dar geliyor. Güzel günlerin kapısı aralanacak sanmıştık ama daha oralara gelmemişiz meğer.

Hoş şimdi bunları yazarken, ‘seçim sonuçlarına dair başka bir olasılık var mıydı ki’ diye düşünüyor ve tarif etmek için bile o umut dolu psikolojimin izlerini, hiçbir şekilde içimde bulamıyorum. Oysa daha 24 saat geçmedi üzerinden.

Hayatı ciddiye alanın sözü geçsin istersin ama bazen de öyle olmuyor işte. Kalabalıkların güzel insanları, iyi niyeti, hoşgörüyü çarçur etmesinden de sıkıldım, şiddeti, kabalığı, usulsüzlüğü alkışlamasından da.

Doğru bildiğini söylemekten, hak ve hukukta ısrar etmekten başka ne yapabiliriz? Mutsuz da etse, umut etmeyi bırakamayacağımıza göre.

2015 erken seçim afişi

rte

7 Haziran

geziciler

Bu çok özel, kutlu günde aklımdan geçenlerden biri de şu an AKP’li politikacıların kendi aralarında ‘Halkımız beyefendinin geri planda olmasını istiyor, başkanlığını istemiyor.’ diye konuştuğu ve eldeki avantaları kaybetmemek adına uzunu geri plana iteceği.

Çok mu iyimserim? Ama ben de ne zamandır anlayamamaktan, kavrayamamaktan, şaşırmaktan bitap düşmüş haldeyim.

Soma’ya güya taziyeye gidip adam tokatlayan bir başbakan olabilir mi? Embe oğluyla harıl harıl para sıfırlamaya uğraştığı ortaya çıkan biri gerçekten ülkenin tek yöneticisi olmayı düşünebilir mi? 14 yaşındaki bir çocuğun hayaletiyle meydanlarda kavga edilir mi? Ne tür bir ülkede 9 gazete aynı servis manşetle çıkabilir? Belki de ömrünce 3 odalı bir evde oturamayacak olanlar nasıl 1000 odalı sarayı alkışlar? Uludere öyle geniş geniş kürtaja benzetilebilir mi? Gerçekten Yiğit Bulut gibiler mi layığımız?

Demokrasi sadece seçime gitmekmiş gibi bir algı yaratıp, bir ülkede seçim yapılıyorsa başa geçen dilediği gibi at koşturabilir dersen, o attan böyle düşmek de var işte.

Bir yandan da öyle bir hırs, öyle bir ego söz konusu ki, asla bunları bu şekilde okumayacak. Çoktan sarayında ejderha kanatlarını çıkarmış, alevlerini önce kimin üzerine salsın diye kudurmaya başlamıştır. Seçim sonuçları ortaya çıkmaya başladığında, ah keşke şöyle bir kare uğursuz yüzünün aldığı şekli görebilseydik!