Phuket / Patong Mart 2015

phuket

Bana sıcakla gel, terlikle gel, denizle, palmiyeyle gel.

Patong’a gelir gelmez hemen eski mekanlara tek tek gidildi, kimler var kimler yok kolaçan edildi. ‘Bizi tanırlar mı? diye düşünürken, eskiden kahvaltı veya akşam yemeği için müdavimi olduğumuz restoran, kafelerde bizi tanımakla kalmadılar, en çok sipariş ettiğimiz yiyeceklerden furi’nin önceden sakalsız oluşuna dek hatırladılar. Duygusal anlar yaşandı.

Phuket’te de Bangkok’ta olduğu gibi, bu yıl çok az Rus turist var. Bir millet bu topraklardan silinmiş diyebiliriz. Aslında darbe sonrası Tayland parası da değersizleşseydi Ruslar’ın ayağı kesilmeyebilirdi ancak baht değer kaybetmek bir yana, sabit kur uygulaması sayesinde daha bile değerlenmiş. Şu ara Ruslar’ın yerini daha çok Arap kökenli Fransız gençleri almış diyebiliriz.

Darbe sonrası göze çarpan değişikliklerden başlıcası plajlardaki çoğu küçük işletmenin kalkmış olması. Onların gidişiyle sabit şemsiye ve şezlonglar da yok artık. Tek tük izin verilen birkaç aile, isteyene şemsiye ve şezlong minderi kiralıyor. Kimileri havlusunu ağaç altına seriyor, kimileri de marketten küçük plaj şemsiyesi alıyor. Tatilci yine yolunu buluyor ama sahilden para kazanan aileler üzgün. Bunca yıl kimse karışmamış, onlar da plaja demir atmışken şimdi sil baştan.

Bir diğer göze batan farklılık da tuktukların epey azalmış olması. Bir şekilde ayıklanmışlar ve anlaşılan eskisi gibi her istedikleri yerde bekleme yapamıyorlar.

Tayland’da Güney’den Kuzey’e Doğru

Phuket’te son gece, yarın Bangkok’a doğru yola çıkıyoruz. 24 kişilik VIP otobüsler var, eh macera değil mi, deneyelim dedik. Yorumlar yolculuğun ardından.

Uzak kaldığımız 4 ay sonrası Phuket’te pek değişiklik yok. Birkaç yeni bina / dükkan, yol yapımı belki. Tanıdık pek çok yüz gördük. Her zaman uğradığımız yerlerde hemen tanıdılar bizi. Dışarıdan şöyle bir eski evimze baktık, çoktan tutulmuş, balkonuna çamaşırlar asılmış. Bir de yeni adet, artık döviz bozdururken pasaport gösterme zorunluluğu gelmiş. Sahte dövize karşı bir önlem herhalde.

Rota da en azından bu ay için netleşti diyebiliriz. Bangkok sonrası Tayland’ın kuzeyine geçeceğiz. Chiang Mai ve ardından Pai. Otel rezervasyonlarını şimdiden yaptık çünkü yüksek sezona doğru ilerledikçe yer bulmak zorlaşıyor. Yol planlamanın yüksek bir temposu var. Ne kadar ‘rahat olalım’ desek de rezervasyon, vize, ulaşım için erken davranmak gerekiyor.

Tayland vizemizin süresi dolmuş olacağı için Aralık’ta başka bir ülkeye geçmiş olmalıyız. Laos olsun dedik. Bangkok’ta Laos konsolosluğundan vize alacağız. Laos eskiden sınırda vize basıyormuş ama bu uygulama kalkmış. Neyse ki konsolosluktan Bir iki saat içerisinde vize alma imkanı varmış. Düzeltme: Laos Türkler’e vize vermemek için 8 takla atıyor.

Fotoğraflar aksıyor ama birkaç gün içerisinde yazılara bolca foto eklenmesi üzerine çalışmalar da sürüyor.

Diren Gezi Parkı #3

Angry Protests Grow in Turkey as Police Continue Crackdown

Bugün RTE tarihe geçecek ve bence sevenini de epey utandıracak bir kışkırtma, halkı galeyana getirme konuşması (konuşmaları) yaptı ve art arda pek çok yalan söyledi. Başörtüsünü, kadınları, camiyi, polisi, ölümleri istismar etti. Hakaretler, tehditler ve nefret saçtı.

Evet, politika yalan söyleme sanatıdır denir ama demek ki sanatçı inceliği bilmeyince o politikacı, işte böyle kaoslardan kaos beğeniyorsun. Hadi mitingler bitti, yalanlar bitti, köprüler atıldı sonra?

Bu arada Gezi direnişi ve Başbakan ile ilgili Tayvan‘ın hazırladığı videoyu Tayland diye aratanlar ve bu bloga yönlendirenler var. Doğrusu Tayvan olacak demiş olayım.

Tayland’a gelince muson yağmurları sel oldu akıyor. Bizde de toplanma hazırlıkları hafif bir tempoda devam. furi bugün birkaç saat içerisinde, kırık bir sandalyeyi, çalışmayan iki lambayı ve kilidi bozulmuş olan balkon kapısını tamir etti. Diren Phuket bu ne ya, biz de az vandal değilmişiz. Ama yok vallahi bizim suçumuz değil; sağlamlık, geçerli bir kriter değil adamızda.

Tayland’da Takma Adlar

Name (1)

Tayland’da herkesin, nüfusa kayıtlı adı dışında bir de takma adı var. Ben ilk olarak bunu, turistik bir yerde olduğumuz için, turistlerin dili dönsün diye yayılan bir adet olduğunu sanmıştım. Oysa bu çok eski bir gelenekmiş ve ülke çapında her Tai’ye doğduktan sonra genellikle tek heceli olan bir takma isim veriliyormuş. Krallara bile. Öyle ki, küçüklükten itibaren takma ismiyle çağrıldığı için, gerçek ismini ancak resmi bir belge eline aldığında öğrenenler oluyormuş.

Bu takma adlar her zaman anlamlı olmak zorunda değilmiş. Örneğin bazısının fiziki özelliklerine göre, bazısına da sadece kulağa hoş geliyor diye, ailesi tarafından ad takıldığı olabiliyormuş. Benim bildiğim birkaç tanesi: jeng, ji, fı, bi. Şu anki Tayland başbakanının takma adı Pu, yengeç anlamına geliyormuş. Daha güzeli, ilerleyen yıllarda şans getirmesi için, dileyen kendine yeni bir takma ad belirleyebiliyormuş.

Geleneksel isimler Tayland’da çok uzun ve çok çeşitli olduğu için böyle bir çareye başvurulmuş. Tai alfabesinin zorluğu düşünüldüğünde, bu uzun isimlerin sinir bozucu olabileceği ortada. Hatta çocuğa 10 harften fazlasını içeren isim koymayı yasaklayan bir kanun bile varmış.

İsim takmak deyince, lise yıllarından beri kimseye isim takmakla uğraşmışlığım yok aslında ancak geçen gün furi’yle fark ettik ki, neredeyse bütün mahalleye isim takmışız. Bazı komşularımıza verdiğimiz adlar: tenisçi (sürekli raketiyle gezen bir tenis hocası), sapık (kıvırcık, gözlüklü ve bir görünüp bir kayboluyor), donlu adam (deprem sırasında donuyla dışarı fırlamıştı), yaşlı adam (yaşlı adam), my woman (Leo karısından söz ederken my wife yerine my woman deyince kadının adı bu oldu), deli kız (her karşılaşmamızda sevinçten delirme tepkileri vererek bizi korkutan genç bir Tai kadın), Luigi’nin karısı mı kardeşi mi kadın (açıklaması içinde zaten, Luigi‘yi tanıyoruz da, onun dairesinde yaşayan kadın onun nesi oluyor çözemedik) ve dansçı (genellikle tayt ve atletle dolaşan bir adam).

Bu takma adlar için oturup düşünmedik, ne ara bu isimleri taktık onu da bilmiyorum ama bir de baktık ki komşularla ilgili bir durum olduğunda hep bu aynı isimleri kullanıyoruz. Fark ettiğimizde çok güldük ve yazayım istedim.

Onlar da bize isim takıyor tabii. Bir gün bize tamirci lazım oldu ve apartman yöneticisinin karısına danıştık. Sonrasında biz balkonda otururken, aşağıda bu ikisinin tamirciden söz ettiğini duyduk. Yönetici ‘Hangi daire tamirci istemişti?’ diye sordu kadına. Kadın da bizi, daha doğrusu belli ki furi’yi kastederek ‘big man‘in dairesi’ diye cevap verdi. Yazılı olmayan bir kural olarak, ailede birine isim takıldıysa diğeri şansını kaybetmiş oluyor. Demek ki ben de big man’s wife olarak anılıyorum.

Dostlarla Phuket

phuket-view

Canım Elif ve Kurtuluş ile Phuket günlerimiz sonlandı ve şimdi ‘Nasıl geçti?’ sorusunu cevaplamak için buraya, ya çok vurucu bir cümle bulmalıyım ya da oturup binlerce kelime yazmalıyım. Ortasını bulmayı deneyeyim. Üzerinden yıllar da geçse, her hatırladığımızda yine güleceğimiz veya bizi şaşırtmaya devam edecek, pek çok anı attık bohçaya, orası kesin.

fil gezi

Öpücüğe boğan ya da deliren fillerden tut, Thai kovboylara; ve Fransız turistlerden çakır gözlü hemşirelere kadar, kimler kimler maceraya eşlik etmedi. Tabii ki nefis yemekler hüpletildi, hem Mai Tai hem rakı içildi ve Buda sağ olsun, güneşimiz de eksik olmadı.

Bu arada kendimi aştım ve daha önce ‘sağı solu belli olmaz’ diyerek uzak durduğum ne kadar hayvan varsa, Elif’ten cesaret alarak hepsiyle içli dışlı oldum.

kata noi

Özellikle bu ayda dalgaların insanları püskürtme kıvamında olacağını beklediğim Laem Singh ve Kata Noi sahilleri, güzelliğiyle bize bir kıyak çekti, pir kıyak çekti. Örneğin, ben bu satırları yazarken şu an dışarıda, Yeşilçam’ın meşhur, itfaiye hortumuyla yağdırılan yağmurlarından biri yağıyor. Arkadaşlarımız döndü, sezon kapandı.

sunset

Bu taraflara doğru ilk kez yola çıkanlara ben her zaman ‘Ne olursa olsun çok değişik gelecek.’ diyorum. Yine öyle oldu ve Asya tozu yutan arkadaşlarımız, Elif’in de söylediği gibi diğer Asya ülkelerini de merak eder oldu. Kurtuluş’un ‘Çin’e de gidelim.’ dediğini duyduğumdan eminim 🙂 Kurtuluş demişken, tatilini kendisini epey sıkıntıya sokan bir bilekle sürdürmesine rağmen, tüm kibarlığıyla yüzünden gülümsemesini hiç eksik etmediğini belirtmeliyim.

serif

Bana öyle geldi ki, gezgin bir ekip olarak yolumuz açık. İçimden bir ses, bloga daha çoook malzeme çıkacak bu dörtlüden, diyor. Phuket maceramız bizi çok mutlu etti, iyi ki geldiler. Elifim’le de böyle maceralı bir tatil yapmayalı, gözlerimizden yaşlar gelene dek gülmeyeli epey olmuştu, çok özlemişim.

Songkran’da Bangkok

Bizimkilerin Bangkok’a varış tarihinin tam da Songkran Festivali’ne denk geldiği ortaya çıktığında, ‘acaba biletleri değiştirseler mi’ diye aklımdan geçirmiştim. Songkran, Phuket’te oldukça eğlenceli geçiyor ama acaba büyük şehirde nasıl olur, kestirememiştim. Sonra müdahale etmemeye karar verdim çünkü sadece Songkran Festivali için Tayland’a gelen milyonlarca turist var ve böyle bir fırsatı kaçırmamaları, bana daha mantıklı gözüktü. Elbette uçaktan indiklerinin akşamında kendilerini acayip bir kalabağın içinde, su savaşlarının ortasında bulunca şaşırmışlar ama görünüşe göre çok da ilginç gelmiş, eğlenmişler. Gündüz trafik yokmuş ve sokaklar boşmuş. Sadece Patpong’da, Songkran nedeniyle barlar kapalıymış.