Pharrell Konser

pharrell

Olur da canlı canlı ‘Get Lucky’ dinler miyiz umuduyla gittiğimiz konserin de Pharrell sağ olsun hayalleri yıkmadı ve eşlik edilecek ne kadar şarkısı varsa hepsini söyledi. Konserin sonlarına doğru 2 şarkı arası ‘Sakın korkuya yenilmeyin, kimseden korkmayın,’ mealinde bir mesaj verdi. Belki her ülkede, her konserinde söylüyordur ama bizim ülkemizde böyle mesajlar, öcüler yer sizi politikasıyla güdüldüğümüz için, bir başka renk alıyor. Gazoz içerek Pharrell dinliyorsun mesela. Ama alkolüne karışan çok bilmiş devletin 15 sene eğitim verip şarkılara eşlik edecek kadar bile İngilizce öğretemiyor sana. Very good.

Acı Çikolata

Eveet, yeni yıla girerken saçlarım sonunda ne zamandır istediğim renkte. Ne renk diyecek olunursa, işte resimde görülüyor. Hahaa, şimdi fark ettim, resimdeki ben olaydım ya. Çok beğeniyorum Rachel Weisz‘ı. Eh, ne zamandır bu saç rengi benim için bir konuydu, çıktı aradan. Zaman içerisinde pek çok renk denedim. Sarışın da oldum kızıl da; ama gel gör ki, ben kahverengiyim. Hissiyatım böyle, başka renklerle barışamıyorum bir türlü. Ama işte bir Gülriz Sururi tutarlılığına sahip değilim. Kafama bir düğüm atıp da ömür boyu onunla gezemem. Değiştiririm bir şekilde. İki hali de olumsuz bulmuyorum açıkçası. Herkesin kendi keyfi.

Keyif demişken, ne acayip bir gündemi var Türkiye’nin. Nasıl desem, insan iki satır geyik yazmaya utanıyor. Mesela ben şimdi yazdım yukarıdaki paragrafı ama bir yandan kendim bile tekrar okurken ‘bunun da derdi büyükmüş’ diye alay edesim geliyor. Ateş düştüğü yeri yakar desen, o lafı da pek sevmiyorum. Daha doğrusu her zaman tam yerine oturmuyor. Tabii bu biraz insanın hayatının nelerin etrafında şekillendiği ile de ilgili. Açıkçası ben bu sosyal medya işin içine girene kadar fikirlerini kendine saklayan biri oldum. İnsanın kendine sakladığının da haliyle başka kimseye hayrı dokunmuyor. Hoş şimdi de fikirlerimi yaydığım yok ama, sosyal alem öyle bir yanılsamaya neden oluyor. Sanki yüz binler sesini duyuyormuş gibi. Marifeti o zaten. Öyle olmadığı halde, öyleymiş hissiyle doldurmak.

Ne diyordum evet, suya sabuna dokunmadan geçen bir gençlikten sonra şimdi tabii ilk basamağı bulmak zor. Pek çok adaletsizliğe bakıp, ‘kalbim sizlerle’ diyenlerden olmanın bir anlamı var mı? Yukarıda da demek istediğim buydu. Ateşe yaklaşmazsan seni de yakmaz tabii.

Çözüm?

Gazetecilerin, tek tek bireylerin, siyaset bilimcilerin herkesin öyle ya da böyle bir fikri var bu konuya dair. Fikri olmayan da galeyana geliyor. Adolf Hitler’den yapılan alıntılarla konuyu tartışan gençler var, yazık. 24 şehit haberinin ardından merakla okuyorum hükumetin açıklamalarını. Farklı bir adım, yeni bir söylem, ne olursa ama yeni bir şey var mı diye. Yok. İntikamımız acı olacakmış. Acı zaten vardı oysa ki, gencecik insanlar patır patır ölüyor.

Yukarıdaki fotoğrafta görülenler acı haber sonrası başbakanın huzuruna çağrılan medya yöneticileri. BirGün, Sözcü, Cumhuriyet gibi muhalif gazeteler yok. Fatih Altaylı bir güzel kurulmuş baş köşeye. Yayınlasa ya şimdi kanlı fotoğrafları, ne güzel dikkat çekerdi konuya. Altaylı demişken, fotoğrafta görüldüğü üzere hiç kadın yok. Sonra da analar aşağı, analar yukarı. Desene sen şuna kim takar anaları! Bir tane ana oturtmuş musun medya patronluğuna?

Çarpıtma

Ergenekon, derin devlet, gizli günlükler vs derken az daha jenderme hayranlığı bitiyordu. Hop döndük başa. 30 yılda 45 bin şehit verilmiş. Yılda ortalama 1500 şehit yapar. Kaçını duyduk? Şimdi her gün başka bir acı haber veriliyor. Daha önce bilinmesi gerekmiyordu şimdi hepsini bilmemiz gerekiyor.  Türk siyaseti, adaleti ve çamura bulanmışlıkları.

Mehmet Ali Ağca’nın tahliye edilmesinin ardından ailelerce kaleme alınan basın açıklaması

Türkiye Kamuoyuna
Biz aşağıda imzası  olan, hala gizli ve karanlıkta tutulan güçlerin haince saldırıları  neticesinde yakınlarını kaybedenler olarak çağrıda bulunuyoruz.

Abdi İpekçi cinayetinin katili Mehmet Ali Ağca 18.01.2010 tarihi itibari ile salıverilecektir. Kesinleşen cinayet ve cinayet girişimi nedeni ile 30 yılını cezaevinde geçirmiş  olan Ağca’nın bu süre içinde özeleştirisini  yapmış olmasını umut ediyoruz. Kaldı ki yapmamış olsa bile antisosyal kişilik raporu olan, eğitimi yetersiz ve yıllarını dört duvar arasında geçirmiş bir insanı çok da fazla suçlayamayız.

Asıl üzücü olan tetikçilerin yüceltilmesi, maddi ve manevi olarak desteklenmesidir. Ses getiren cinayetleri işleyenlere evlenme teklifleri gelmesi tüm dünyada sık rastlanan bir toplumsal psikoz örneği. Ancak katillerin örgütlü şekilde cezaevinden kaçırılması, anı fotoğrafı çekilmesi, eli kanlı kişilerle gurur duyulması ne üzücü ki ülkemize has bir görüngü ve moda olmuştur. Katillerin kahraman ilan edilmesini, katillikten sermaye biriktirilmesini, katilliğin ranta çevrilmesini kınıyoruz.

Bu insanlarla gurur duyduğunu haykırıp filmlerde başrol oynatmayı düşünenler yazacakları senaryolarla ülkenin eğitimsiz ve aydınlıktan uzak bırakılmış çocuklarına da yeni roller biçmekteler.Üzülere belirtmek isteriz ki bu ülkede yıllardır uygulanan eğitim sistemi ve antidemokratik düzen  tuzağa düşecek kadar sağduyudan yoksun insanların yetişmesine önayak olmuştur. Bir o kadar kesin olan olgu da onlara karşı durup, ülkenin aydınlık geleceği için kurşunlara göğsünü ve katil övgülerine aklını siper edenlerin de varolacağıdır. Olayları mantık süzgecinden geçiren her vatandaşın vicdanında mahkum edilmiş olan bu örgüt ve tetikçilerin konuşacağı ve hesap vereceği tek yer mahkeme salonları olmalıdır.

Hangi odaklar tarafından kullanıldıkları hakkında henüz resmi bir açıklama elde edemediğimiz ama bağrımızdan çıktıklarını  bildiğimiz tetikçilerin katlettiği aydınların yakınları olarak biz, intikam değil adalet, yıkım değil güç birliği amacı ile çağrıda bulunuyoruz:

Ağca ve benzerlerini, düşünceyi kurşunla susturmaya çalışan, kurbanını tanımadan öldürenleri övmek insanlık suçudur. Kınamak, eleştirmek ve kötü örnek olarak göstermek politik düşünceden bağımsız olarak hepimizin görevidir. Başta toplumun ana yön vericisi olan medya kurum ve kuruluşları olmak üzere herkesi sorumlu olmaya ve piyon pozisyonuna düşmeden insanlık erdemine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Behçet Aysan Ailesi

Cavit Orhan Tütengil Ailesi

Cevat Yurdakul Ailesi

Doğan Öz Ailesi

Hrant Dink Ailesi

İlhan Erdost Ailesi

Kemal Türkler Ailesi

Metin Altıok Ailesi

Metin Göktepe Ailesi

Musa Anter Ailesi

Nesimi Çimen Ailesi

Onat Kutlar Ailesi

Sevinç Özgüner Ailesi

Turan Dursun Ailesi

Uğur Mumcu Ailesi

Ümit Kaftancıoğlu Ailesi

Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Vakfı‘ndan alınmıştır.