Kamboçya Rotası Genel

kambocya harita

Kamboçya’yı gezmeye Siem Reap‘le başladık ve burada Angkor tapınaklarını, Siem Reap’in 2 yılda epey genişlemiş şehir merkezini ve ziyarete yeni açılmış sayılan Beng Mealea tapınağını gezdik. Şimdiye dek yediğim en güzel Hint yemeği (Dakshin’s Restaurant), SPA salonunda yeşil çay eşliğindeki muhteşem manikür,  sıcak francalalar, bisiklet maceramız, dış kapısında ayakkabılarımızı çıkardığımız otelimiz, her yemekten sonra aksatmadığımız ekler pasta ritüeli, yılmadan bıkmadan her önlerinden geçene ‘tuk-tuk sir?’ diye soran tuktukçular, tuktukçuların kendi aralarında bitmeyen el şakaları, bir çocuk kadar filtresiz çıkan kahkahaları ve tabii çocuklar: dirayetli, her koşula ayak uyduran, her şeye muhtaç ama çoktan ununu elemiş gibi görünen çocuklar aklımda kalanlar oldu.

Siem Reap’in ardından Battambang geldi. Siem Reap’teki kalabalığın ardından Battambang sanki terk edilmiş, boş bir şehir gibiydi. Battambang’da köylere yaptığımız tuk-tuk yolculukları, doğa ve insan manzaralarının başkalığı, güzelliği ve zamanda yolculuk hissi unutulmazdı. Bir de tabii Battambang’da sürpriz bir şekilde hava soğuktu. LG mağazasından odamızın içine kadar gelen disko havalarını, odamızın binlerce dolar değerindeki ahşap mobilyalarını, devasa balkonumuzu, yarasa mağarasını, yerel pazar turlarımızı şimdiden unutulmazlar arasına alıyorum.

Battambang’dan sonra otobüsle başkent Phnom Penh‘e geldik. Kamboçya’daki otobüs yolculuklarının en çarpıcı özellikleri bir agresif klima, iki otobüste kesintisiz dönen video klipler. Klima kapanmıyor, kısılmıyor. Hazırlıksız yakalanmamak, sıkı giyinmek gerek. Video kliplere yapacak bir şey yok. Bir süre sonra insan duymuyor artık. Sesi sonuna kadar açık Kamboçya halk şarkıları.

Phnom Penh’in en özel yanı, yeni yıla burada girmemiz oldu. Beklediğimden küçük bir şehir ama turistlerin rahatı Kamboçya halkının rahatından daha çok düşünülüyor, bunu (üzülerek) söyleyebilirim. Ülkede grev var, her gün sokak gösterileri var ama internette okumasak, haberlerde görmesek, farkına varmamız mümkün değil. Resmen bizden kaçırıyorlar.

Mekong Nehri, planlı yapılaşma (şimdilik), kuralsız trafik, genç nüfus ve yılbaşı hediyemin lavaboya düşüp gözden kaybolması, lavabo başında dona kalmam, otele gelen tesisatçının boruyu sökerek hediyeyi bulup beni sevindirmesi ve benimle birlikte benim kadar sevinmesi, henüz Phnom Penh’den çıkmadığımız için taze taze aklımda.

Sıradaki durak Sihanoukville, deniz kenarı. Eh, biraz yüzmenin vaktidir.

Siem Reap’te Gündelik

baliksiemreap

oldmarket

gunbatimi siemreap

Kamboçya Usulü Mangal

arabasocheata

Uzun kalan misafirlerine jest olarak ya da belki bütün gün otelin başını beklemekten sıkıldığından, otel sahibi bizi Kamboçya usulü mangala davet etti. Kendisi oldukça fakir bir aileden gelmiş ama karşısına çıkan fırsatları iyi değerlendirince yoksulluktan yırtabilmiş, otel ve jip sahibi olabilmiş az sayıdaki sıradan vatandaşlardan biri. Biraz da iç güveyliği var ama tabii dil öğrenmesi, çalışkanlığı göz ardı edilemez he he.

iskele

Seyahat sırasında turistlerin bilmediği bir yer keşfetmenin tadı başka oluyor. Bu bir pazar yeri de olabilir bir restoran da. Bir yerde uzun kalmanın en büyük avantajlarından biri. Gittiğimiz yer de böyle bir yerdi.

aile

Kamboçya da turistik bölgelerin dışına çıkınca hayat kelimenin gerçek anlamıyla ‘duruyor’. Pirinç tarlalarının kenarında, çatıdan ibaret evlerin önünde bazen 5-6 kardeş, anneleriyle öyle kapının önünde oturuyor.  Hiçbir şey yok. Baştakiler yiyor, turistik yerlere lütfen asfalt döküyor ve halkın geri kalanını kaderiyle baş başa bırakıyor. Fakat daha güzeli durum böyle böyleyken, Kamboçya’da da kızını dövmeyen dizini dövermiş. Türkiye’deki gibi. Herkes her boku yer, çalar, çırpar, ezer ama namus ve şeref kadın üzerinden tanımlanır. Neyse, özetle yemekte bunlar konuşuldu. 

alisveris

Yoldan kendimize kızarmış tavuk ve meyve aldık. Gittiğimiz yerde de ayrıca tavuk ve balık kızartılıyor ve çeşitli sos ve yeşilliklerle servis ediliyor ama dışarıdan kendi yiyeceğini de sofraya ekleyebiliyorsun.

hamaklar

piknik

Otel sahibi yanında viski de getirmişti. Pek içen biri değil aslında ama bana kalırsa ev sahipliğini biraz süslemek istedi. Sodalı, buzlu bir viski hazırladı kendine. Onu da ağız tadıyla içemeden, racon yapayım diye kafasına dikti.

yemekkamboçya

Yemeklere gelince, aslında Tayland ile hemen hemen aynı malzemeleri kullanmalarına karşın Kamboçya tarif yönünden çok daha fakir. Zaten genel olarak dünya mutfakları konuşulurken ‘Kamboçya mutfağı’ diye bir başlığa rastlamak da zor. Savaşlardan, kıyımlardan yemeğe vakit nasıl kaslın? Pirinç Tayland’da olduğu gibi kahvaltıdan tatlıya her öğünde yer alıyor. Yalnız burada ekmek daha bol ama o da herhalde Fransızlar’ın işi. Kamboçyalılar’ın ekmeğe düşkün bir halleri yok gibi geldi bana.

Siem Reap – Angkor Wat

angkoryol

Angkor Wat Siem Reap’te az vakti olanlar için görülecekler listesinde ilk sırada yer alıyor. Daha önce görmüş olmamıza rağmen, ana tapınağı bir kez daha görelim istedik.

tuktuk

Önceki deneyimlerimizden tapınaklara giden yolun nasıl ormanın ve harika doğa manzaralarının arasından ilerlediğini biliyorduk. Bu tuktuk gezilerinden en az tapınaklar kadar etkilendiğimizi ve keyif aldığımızı söyleyebilirim. Ara ara tuktuktan inip fotoğraf – görüntü çekmek Siem Reap’te yapılacakların olmazsa olmazı. Tuktukçular alışık, ‘niye durduk’ diye sormuyorlar, aksine yolda ilginç bir manzara varsa ilk önce onlar yavaşlıyor.

angkorwat giris

Angkor Wat dünyanın din amaçlı yapılan en büyük anıtıymış. Bu nedenle fotoğraflarla tam olarak ne olduğunu göstermesi güç. Kendi çektiğim parça parça kareler sonradan bakınca bana bile karışık geliyor.  Anıtın ana girişi havuzları ve merdivenleriyle etkileyici ama girişteki kuleler yıkık olduğu için burası ana fotoğraf noktalarından sayılmaz. Yine de gün batımında çok güzel olduğu bir gerçek.

monklar

merdivenler

angkor wat

İlk giriş aşıldıktan sonra Angkor Wat, 12. yüzyıldan bu yana sağlam kalmış kuleleriyle karşımıza çıkıyor.

angkor icerisi

Yukarıdaki bu kareye Siem Reap’te hemen her yerde rastlanabilir. Duvarda tablo olarak, paranın arkasında, tişörtlerde, hatta Kamboçya bayrağında…

apsara

Dış cephe öne çıkıyor olsa da Angkor Wat sadece dışarıdan bakılan değil iç bölümleri de gezilebilen bir yapı. İçerisi dediğim daha çok, ayakta kaldığı kadarıyla iç içe geçen pencereli ya da açık, sütunların taşıdığı, uzun koridorlardan ibaret. Taş duvarlardaki oymalar görülmeye değer. Yukarıda görülen tasvir, Hindu mitolojisinde ‘apsara‘ adı verilen dişi perilerden biri.

kokler

Tapınağın çevresinde başka küçük yapılar ve tabii dev ağaçlar var. İlk giriş ile ana tapınak arasındaki taş yolun iki yanı da yemyeşil. Ziyaretçiler için temizlenmeden önce bu yer acaba nasıl görünüyordu? Tahminimce ağaçlar adım atacak yer bırakmıyordu.

arinma

Angkor Wat dini bir anıt olduğundan monklar da burayı sıkça ziyaret ediyor. Hatta tuvalet ararken ziyaretçiler için dua eden monklara da rastladık. Belki burada kalıyorlardır. Yukarıdaki Budist rahip, isteyenlerin başlarından aşağı dualar eşliğinde su dökerek ruhlarını arındırıyor.

siemreap

Kamboçya, Siem Reap’te Özel Hastane

hastane

Bisiklet maceramızın ertesi günü, furi’nin biraz ağrısı olması ve bileğinin de şişmesi sonucu, röntgen çektirmemiz gerektiğine karar verdik. İnternet araştırmaları ve otel sahibi ile yapılan görüşmeler bizi Royal Angkor İnternational Hospital‘a yönlendirdi. Tam yola çıkacakken, otel müşterilerinden birinin daha ayağında sargı olduğunu fark ettik. Hangi hastaneye gittiğini öğrenmek için yanına gidince öğrendik ki ayağını tapınak gezerken sakatlamış ve tek başına hastaneye gitmek de istememiş. Bizim hastaneye gitmek üzere olduğumuzu duyunca, sonradan arkadaşlığımızı da ilerlettiğimiz, İsviçreli Tanya da doktora görünmeye karar verdi ve birlikte yola çıktık.

angkorroyal

Kısaca Angkor Hastanesi diyeceğim bu özel hastane, Tayland’ın en iyi hastanelerinden Bangkok Hospital zinciri ile bağlantılıymış. 5 yıldızlı, son derece modern, temiz ve imkanları geniş bir hastane. Özellikle de Kamboçya standartlarına göre. Zaten röntgen cihazını burada her hastanede bulmak mümkün değil.

sargilar

Hastaneye varınca bizi acilden içeri aldılar. Form doldurduk, genel muayeneler yapıldı ve röntgenler çekildi. Doktor geri geldiğinde furi’ye ‘sizinki zedelenme, önemli bir şeyiniz yok’ müjdesini verdi ama Tanya’ya dönerek ‘sizin ayağınız kırık’ dedi. Her iki hastaya da gerekli sargı destekleri, değnekler ve ilaçları verildi. Tanya’ya ayrıca alçı da yapıldı tabii.

gaziler

Kırıksız, çıkıksız ucuz atlattığımız için biz otele daha sevinçli döndük. Tanya tatilini yarıda kesip dönüşünü programlamak zorunda kaldı. Aslında son ana kadar kendisine ayağında kırık varmış gibi gelmediğini ve bir yanlışlık olabileceğini iddia etti. Fakat sonrasında röntgenlerini İsviçreli uzmanlara e-postayla yollamış. Onlar da ‘kırık var, teşhis doğru’ deyince, daha fazla direnemedi.

postane

Ben bu yazıyı yazana kadar, furi çoktan iyileşti bile. Artık sargı ya da değnek kullanmıyor. Bu hikayenin mazide kalması için tek bir aşama kaldı o da sigorta! Bakalım masrafımız karşılanacak mı? Angkor Royal tam teşekküllü bir hastane olmasının karşılığı olarak, hastane içinde alınan her nefese 50 ila 100 dolar arası paha biçmiş diyebiliriz. Yukarıda, hastane belgelerimizi postaladığım postaneden bir kare görüyoruz. Tam da resimdeki görevli, 4-5 gün içerisinde zarfımın Türkiye’de olacağını söyledi. İnanması biraz zor ama şansımızı denedik bakalım. Tabii belgeler ulaşsa da, acaba sigorta ne kusur bulacak?