Laos Vizesi

Laos-Peoples-democratic-republic-flagYaklaşık 7 milyonluk nüfusu olan Laos, Asya rotamızın başlangıç noktasıydı. İnternette Laos vizesini şıp diye alan bir iki Türk vatandaşının yazılarını da okuyunca, kendimizden emin Bangkok’a varır varmaz Laos Konsolosluğu’nun yolunu tuttuk.  

Konsolosluk şehrin merkezine uzak kalıyor. Önce metro ile ‘Thai Culture Center’ durağına kadar gittik ve oradan da taksiye bindik. Konsolosluk sakindi. Hatta ilk önce içeride hiç görevli yok gibiydi, kapalı sandık. Sonra bir kadın geldi, ekspres vize almak için başvuracağımızı söyledik. ‘Hangi ülkedenseniz?’ diye sordu ve Türkiye’yi duyunca önümüze bir liste çıkardı. Listede sakıncalı ülkeler var ve bunlar Afganistan, Sierra Leone, Zambiya, Mozambik, Libya, Nijerya, Suriye, birkaç ülke daha ve Türkiye. Bu ülke vatandaşlarının vize alması için ilk önce evraklarının Laos tarafında incelenmesi gerekiyormuş ve bu da 10 günlük bir inceleme süresiymiş. Sonunda da vize garanti değil. Büyük şok!

Biz de birkaç gün içinde Chiang Mai’ye geçeceğimizi ve böyle bir bekleme lüksümüz olmadığını söyleyerek, evrak falan vermeden çıktık. Tabii insan önce sinirleniyor. Bir Türk dünyaya bedel olduğu için???, ‘sizin ülkenize kalmadık’ diyor. Etrafa şöyle bir bakınca burada 20 yaşındaki Avrupalı bebeler elini kolunu sallaya sallaya Asya’da her ülkeye girip çıkıyor. Fakat düşününce, aslında suç Laos’un değil. Acaba biz o listeye nasıl girdik? Türkler’in kara listede olmasına neden olanlar acaba ne haltlar karıştırdılar?

Tekrar internet başına oturup Laos vizesi alanlar kimler, nasıl aldılar, biraz daha bakalım dedik. Fakat gördük ki yakın zamanda bizim gibi, bir tura dahil olmadan başvuran Türkler hep aynı 10 günlük inceleme süresine tabii tutulmuşlar. Çoğu kişi de beklemeye vakti olmadığından başvurudan vazgeçmiş.  İncelemenin ardından ne oluyor, orada sorun çıkıyor mu çıkmıyor mu, o kadarını incelemedik.

Bunun üzerine biz de oturduk ve rotamızı haritada Laos ve Vietnam (Vietnam’a vize zorluğunu zaten baştan biliyoruz) yokmuş gibi çizelim dedik. Kamboçya, Malezya, Filipinler, Singapur, Hong Kong, Güney Kore, Tayvan, Japonya, Sri Lanka, Bali arasında bir yol belirlemeye çalışacağız. Şu an yılbaşının yaklaşması (yer sorunu çıkıyor) ve her ülkenin iyi sezonunu yakalamak için doğru tarihi seçmek gibi zorluklar var.  Fakat başa dönersek, Laos’un listeden çıkmasıyla sıradaki durak Kamboçya olacak gibi.

Homeland vs Vize

2. sezonu bitmek üzere olan Homeland‘i severek izliyoruz. Devamlılığın esas olduğu dizilerden epeydir uzak durmamıza rağmen, bir iki bölüm seyredince hikayeye kaptırdık. Bu Pazartesi yıllık vize başvurusu için immigration‘a gidelim demiştik. Fakat diziye dalmışız işte, nasıl olsa son başvuru gününe daha vakit var diye, bir sonraki güne erteledik.

Bu sabah telefon çaldı ve kurstan vize ofisine gidip gitmediğimizi sordular. ‘Daha gitmedik’ deyince karşı taraftan derin bir ‘oh’ geldi. Pazartesi günü başvuru yapan bir öğrenciye senelik değil, 6 aylık vizeyi basıp göndermişler. Bizden haber almadan gitmeyin dediler. Yarın gidecekmişiz.

Bu kez formları Thaice doldurduk. Orada soru soracaklar diye ödüm kopuyor. Gündelik hayatta Taice kem küm ediyoruz da, bir rivayete göre vize ofisinde kızın birine (sahiden okula gidiyor mu diye kontrol amaçlı) ‘Nasıl tavuk pişirilir, Taice anlat’ demişler. Hadi bakalım, ‘Siz Tailer nasıl diyorsunuz?’. Benden çıkmaz o tarif.

I’m an alien

Eğitim vizemizi 1 yıllık verdiler  ve her 90 günde bir pasaportu götürüp Phuket merkezdeki yetkililere ‘buradayım’ diye bildirmek gerekiyor. Hayret bu süreç ücretsiz ama randevuyu kaçırırsan kaçırdığın her gün için ödenen ceza fena bir para değil. Bir de form doldurma prosedürü var. ‘Yabancılar için bildirim formu’ gibi bir şey işte. Ama ‘Form for Alien…’ cümlesini ilk okuduğumda beni bir gülme aldı tabii. Alien nedir, alien bir canavardır, uzaylıdır, bilim kurgu filmlerindeki yaratıklardır. Teessüf ediyorum.

Son Halka ‘C’ Harfi

Eveeet, sonunda bugün ‘c’ sesinin öğrenilmesiyle önemli bir aşamayı geçmiş bulunuyoruz. Biz şu an eğitim vizesiyle Tayland’da bulunduğumuz için, vize yenilemeye gittiğimizde ‘ismini soyadını Taice yaz bakalım’ meali kontrol soruları olacakmış. Yukarıda benimkinden başlayarak isim ve soyadımızı yazdım, gururluyum.

Sınıf arkadaşlarımızdan Mel bugün yoktu.  3 yaşındaki kızıyla vizesini yenilemek için vize ofisine gitmiş. Fakat çocukla ilgili bir belgeyi kaybettiği için vizesini yenilememişler. O da panik halinde Bangkok’a (elçiliğe) doğru yola çıkmış. Bizim öğretmeni de aramış ve telefonda çok ağlıyormuş.

Burada aklıma iki şey takıldı. (Mel’in bir kocası var ama şu an iş için yurt dışında.) Anne kız değil de baba kız bu vize sorununu yaşasaydı, baba ‘çok ağlamayacaktı’. Elbette erkekler de ağlar ama vize problemleri için değil.

İkincisi de, derste bizi hafif gülümseten komik anlarda Mel, insanı yerinden sıçratacak kadar yüksek kahkahalar atıyor. Sanırım vize pürüzü yüzünden çok ağlamasının da bu tepki / duygu insanı olmasıyla ilgisi var.

Hocanın söylediklerinden anladığım kadarıyla buradan halledebileceği bir şey için boşuna Bangkok’a gidiyor ama başından itibaren hikaye bir tuhaf. Nedir bu kayıp belge, elçilik ne yapacak, hepsi muamma. Cevaplar bir dahaki derse artık.

Visa Run

Kurs tarafından ayarlanan ‘visa run’ firmasıyla Penang’a işte bu minibüsle yola çıktık. Fotoğraf Malezya’daki otelin önünden.

‘Visa run’ dedikleri vizesini uzatmak isteyenler için düzenlenen özel vize turu. Bunu yapan pek çok firma var. Minibüsler 10 yolcu alıyor. Belirli bir para karşılığı sizi otelden alıyor, Malezya’ya götürüyor, orada otel ve yemek masrafını karşılıyorlar. Üstelik vize ofisine gitmeniz gerekmiyor. Her şeyi onlar hallediyor. Bir gece konaklayıp şehri geziyorsunuz ve ertesi sabah kahvaltıda vizesi işlenmiş olarak pasaportunuzu geri alıyorsunuz. Bizim için de süreç aynen böyle oldu. Eğitim vizesi için gereken belgeleri kurs zaten hazırlayıp bize vermişti. Penang’a varınca pasaportla birlikte belgelerimizi de vize işlemlerini halledecek olan görevliye verdik.

Biraz dinlenip ardından şehri turladık. Vizeyle ilgili hiçbir şey yapmamıza gerek kalmadı. Biz bu yolu daha önce kendimiz yapmış ve Malezya’ya gelerek (Kuala Lumpur) vizemizi kendimiz uzatmıştık. O şekilde de çok zorluk yaşamamıştık ancak söz konusu eğitim vizesi olunca, ne olur ne olmaz diyerek işi bir bilene devretmiş olduk.

Minibüs bizi akşam 9’da aldı ve Penang’a vardığımızda çoktan sabah olmuş ve kahvaltı saati gelmişti. Yol sandığımızdan uzun sürdü ama rahat bir yolculuktu. Biraz uyuklayıp biraz film bakarak geçti yol. Su ve battaniye servisi vardı. Önde oturan yolcunun sanki minibüsün sahibiymiş edaları ile ilgili davranması hakkında espri yapıp duruyorduk ki, bu İtalyan yolcunun birkaç Türkçe cümle bildiği, çünkü Marmaris’te arkadaşları olduğu ortaya çıktı. Neyse ki yüksek sesle konuşmamıştık.

Sabah saatlerinde sınıra vardık. Minibüsten inip Tayland sınırından çıkış yaptık ardından da Malezya pasaport kontrolden geçerek Penang’a girdik. Arada geçiş kartları doldurduk. Zaten bizim bu yolu yapmamızın nedeni de bu giriş-çıkılar. Ona da çare bulunursa herhalde evden pasaportu alıp geri getirdikleri bir sisteme kadar gidecek bu iş. Erken saatler olduğu için pasaport noktaları fazla kalabalık değildi. Bizim gibi başka minibüsler ve birkaç aile vardı sınırda.

Banana Otel’in restoranı. Fotoğrafta önde, vize için pasaportları hazırlayan ekipten iki kişi görünüyor. Bu şekilde bakınca sıradan bir görüntü çizen otelin Asya tarzı odaları ise bizi bizden aldı. Az sonra…