Yeni Yıl

Yeni yıla ‘daha sağlıklı besleneyim, daha çok okuyayım’ gibi sıradan temennilerle girecek ve ilk birkaç gün fast food yemediğim için sevinecektim. Ancak yaşadığımız coğrafya artık küçük mutlukları bile ayıp kategorisine sokuyor. 

İlkokulda ülkemizi 3 tarafı denizlerle çevrili cennet bir ülke diye belledik. Ne de olsa tek başına ülkeyi cehenneme çevirebilecek güçteki 4. taraf ilkokul müfredatına uygun değildi.

Çapsızlık, görgüsüzlük, kabalık tüm dünyada yükselişte. Bizdeki sureti şu an başkancı sistemi getirmeye uğraşıyor. O kadar öngörüsüz ki bu silahın bir gün kendisine misliyle döneceğini göremiyor. ‘Ben bu gücü nasıl elde etmiştim’ diye sormuyor. 

Çevremde pek çok kişi ülkenin iyiliği için ‘bir şeyler yapmalı’ diyor. Ben de diyorum ama: misliyle vergi veren, çalışan, koşturan, çocuk yetiştiren, düzenli fatura ödeyen, oy kullanan, imza ya da bağış yoluyla destek veren biri olmak neden kimse ellemeden yaşayıp gitmeme izin vermiyor buna da gıcık oluyorum. Ben daha nasıl iyi vatandaş olayım?

1.1.2017

Kamboçya, Phnom Penh’de Yeni Yıl

fcc

Phnom Penh’de yeni yılı karşılamak için FCC, nehir manzarası ve lezzetli yemekleri ile iyi bir seçim oldu. Restoranda saat 19.00’a kadar ‘happy hour’ imiş (bir alana bir bedava); ilk içkilerimiz çifter çifter geldi. Rezervasyonsuz gitmemize rağmen yer bulduk ama biz biraz erkenciydik. Akşamın ilerleyen saatlerinde barda masa beklemek zorunda kalanlar olduğunu gördük.

yol

Yemeğin ardından biraz kalabalığı ve duran trafiği izleme keyfi yaptık. Bütün şehir, nehir kenarına akın etmekteydi.

yilbasi

baloncu

Sahil iyice dolunca, kalabalığın arasına karışma vakti geldi. Sahili boydan boya turladık. Aslında Kamboçya, yeni yılı Tayland’da olduğu gibi, ay takvimine göre Nisan ayında kutluyor. Bu yüzden yılbaşına özel geleneksel herhangi bir tören yoktu. Şehirdeki turist sayısı da nispeten düşük olduğundan yılbaşı öncesinde de süslemeydi, alışverişti, herhangi bir yeni yıl çılgınlığı yaşandığına şahit olmadık. Aslında 31 Aralık’ta Phnom Penh’i turlarken, hangi günde olduğumuzu bilmesek, ‘bugün yılbaşı’ demek zor olurdu. Belli ki özel bir gün için toplanılmış ama ne; soru işareti olarak kalırdı herhalde.

tutsu

Sahildeki türbelerin önünde yeni yılı dualarla karşılayanları izledik, tütsü yakıp ibadet ettiler.

phnompenhriver

Saat 12’yi geçtiğinde kalabalıktan önce bir uğultu ardından alkışlar yükseldi. Büyük bir kalabalıktan aynı anda mutluluk nidaları yükselmesi bence her zaman coşku verici, kayıtsız kalmak imkansız. Biz de birden çok sevindik yeni yıla girdik diye.

havai

Az bir gecikmeyle sahilin ilerisindeki bir noktadan havai fişek atılmaya başlandı. Sahil boyunca havai fişeklerin patladığı, Bangkok ya da Singapur’dan örnek alınan kutlamalar acaba hangi yıla denk gelecek? Aklımdan geçmedi değil.

people

Havai fişek atılmaya başlanması ile birlikte bir an için duran trafik, gösteri biter bitmez kaldığı yerden kördüğüm olmaya devam etti. Biraz yürüyüp öyle tuk-tuka bindik.

Yeni yılı yeni  bir şehirde karşıladık, bol seyahatli bir yıl olmaya devam etsin 🙂

Sağlıklı, Huzurlu Bir Yıl Olsun

 

Yılbaşına bir iki gün kala bir yerlerden kulağıma çalınan şarkı öyle bir dilime  takıldı ki, yeni yıla bununla giriyoruz, anladım… Sağlık ve huzur 2014’ün ana teması. Yanı sıra macera dolu ve heyecanlı da olabilir. 

They say that falling in love is wonderful
It’s wonderful, so they say
And, with a moon up above, it’s wonderful
It’s wonderful, so they tell me
I can’t recall who said it
I know I never read it
I only know they tell me that love is grand
And
The thing that’s known as romance is wonderful, wonderful
In every way, so they say
To leave your house some morning
And, without any warning
You’re stopping people, shouting that love is grand
And
To hold a girl in your arms is wonderful, wonderful
In every way
So they say

Similan Adaları

similanislands

Hafızamıza dövme gibi işlenen bir gezimiz daha oldu. Böylesine küçük bir kara parçasının bizim için bu kadar çok sürpriz barındırabileceği aklıma gelmezdi. Yılbaşını orada geçirdiğimiz için olacak, Similan Adaları‘nı büyük bir hediye paketine benzettim.

tekneler

Milyonlarca yıl önce oluşan takım adalar henüz 80’li yıllarda ziyarete açılmış. Bu adalar ‘Milli Park’ statüsünde ve 9’u Similan Adaları olmak üzere toplam 11 adayı kapsıyor. Bizim maceramızın merkezi ise Koh Miang (Similan – Ada 4) oldu. Dünyanın en iyi 10 dalış noktasından biri olan parkın sadece 2 adasında tesis var. Diğerleri günübirlik olarak dalış veya şnorkel için ziyaret ediliyor. Kaplumbağalara ev sahipliği yaptığı için koruma altında olanlara ise hiç gidilemiyor.

Thap-Lamu

Yola çıktığımız ilk gün, yaklaşık 2 saatlik bir araba yolculuğunun ardından Phang Nga iline vardık. Thap Lamu iskelesinden kalkan tekneye binmeden önce yol arkadaşlarımızla tur firmasının ofisinde biraz kahve içtik. Buradan palet ve şnorkel kiraladık. Adalar hakkında bilgilendirildik. Havanın yeni aydınlandığı bir saatte, henüz afyonumuz patlamamışken rehberlerden birinin çektiği hatıra fotoğrafında, herhalde gezi boyunca olmadığımız kadar dinç ve güzel çıkmışız. Heyecanın gücü!

tekne

Karaya ilk ayak bastığımızda suyun cam göbeği rengi nedeniyle hipnotize olmuş bir şekilde hemen fotoğraf çekmeye koyulduk. Bu aslında sahile çıkan hemen herkesin ilk tepkisi. Tropikal sularda, suyun sıcaklığı nedeniyle mikroskobik canlılar barınamadığından deniz daha temiz, berrak ve canlı bir renkte oluyormuş. Suyun tuz oranı, dibin kum olması, bitki bulunmaması gibi etkenler de bu renkte rol oynuyormuş. Bunları araştırdım çünkü orada ‘Suyun rengine bak.’ demek, bizim için nefes almak gibi tekrarlanan, olağan bir fiile dönüştü.

danisma

cadirlar

Adaya kalmak ya da günübirlik ziyaret için gelenler aslında adanın çok küçük bir parçasını kullanıyor. Sahilin hemen arkasına çadırlar kurulmuş. Gece dalga sesiyle uyuyup sabah uyanınca denizde yüzünü yıkayabileceğin kadar yakın bir mesafe. Çadırların hemen karşısında da tuvaletler ve dinlenme alanı yer alıyor. Bizim kullandığımız bu dar alanın dışında ada tamamen ormanla kaplı. İçerilere fazla girilemiyor ve denize başka bir yerden girilmiyor.

toplanma

sahil

Sahil aslında epey küçük ve öğle vakti pek çok tekneyle aynı anda adaya vardığında insan panik oluyor. Hem günübirlik ziyaretçiler hem de kalacak olanlar adaya öğlen yemek saatinde varıyor. Bu kadar kişiyle bu sahilin nasıl tadı çıkabilir? Oysa bu kalabalık sadece bir-iki saat sürüyor. O kadar güzel bir insan devridaimi yapıyorlar ki, günübirlik gelenler gittikten sonra sabah saatleri ile öğleden sonra tamamen burada kalanların oluyor.

kum

kayalar

Çadıra yerleşip sahile döndüğümüzde denizde sadece 10 – 15 kişi olduğumuzu görünce sevinçten çığlık atacaktık. Aslında adada daha fazla kişi kalıyor tabii ama mesela Çinliler’in yüzmeyi sevmemesi öyle büyük bir şans ki. Başka yapacak ne buldular bilemiyorum. Tekne tekne Çinli geldi ve sonra ortadan kayboldular. Çok şükür! Biz tabii 3 gün boyunca sürekli sudaydık ve ben artık suyun dibinde nefes alabiliyorum galiba.

yemek

Yiyecek içecek Similan’a teknelerle geliyor ve ağaç dibinde kurulan masaların başında sıraya girip tabağını dolduruyorsun. Bulduğun bir köşede yemeğini yeyip ardından tabağını teslim ediyorsun. Çer çöp her şey toplanıp tekrar teknelerle adadan ayrılıyor. Ufak bir kafeterya var ama o da akşam 9’a kadar açık. Su, kola, kahve, cips satıyor. Bir yemek menüsü de vardı ama hiç oradan yemedik.

baraka

Akşam yemeklerinden birini yine bu şekilde ama bir diğerini kafeteryası da olan barakada yedik. Yemekler klasik Thai yemekleriydi ve gayet lezzetliydi. Sabahları ise kahvaltı için bir botla, masalı, banklı büyük bir tekneye gittik.

snorkel

Adada uyandığımız ilk gün, kahvaltının ardından aynı tekneyle diğer adalara şnorkel için uğradık. Bıyıklı ve dişli balıklar gördük. Özel, kayalık yapısı ve mercanları nedeniyle bu bölge popüler bir dalış bölgesi ama şnorkelle bile görülebilen balık türü epey fazla. Şnorkel için kayalıklara doğru gidilse de aslında bizim kaldığımız sahilde de hiç görmediğim türde balıklar yanımızda yüzüyordu.

yesillik

Çeşitli sürprizlerden söz etmiştim ve bunların çoğu da tabii ki ormanda kamp yapmamızdan kaynaklanıyor. Her ne kadar biz insanlar sahil tarafını az çok kendimize göre şekillendirmiş olsak da ormandaki pek çok canlıyla karşılaştırınca henüz onların üstünlüğü söz konusu.

yarasalar

‘Flying fox’ cinsi yarasalar ağaçların tepesinde güneş batana dek armut gibi takılıyorlar. Havanın kararmaya başlamasıyla birlikte gökyüzünde uçmaya başlıyorlar ama bizim hizamıza indiklerine hiç şahit olmadık. Sabaha karşı şöyle bir uyandığımda çıkardıkları sesleri epey ürkütücü buldum ama böyle dalda asılıyken sevimli bile görünüyorlar.

ay

İlk gün denizde vaktin nasıl geçtiğini anlamadık tabii ve akşam olduğunda yemeğin ardından yılbaşı gecesi şerefine sahilde yıldızları seyretmeye karar verdik. Etraf ancak adımlarımızı görebileceğimiz kadar aydınlatılmıştı ve biz de sahilin nispeten aydınlık bir noktasına oturup denizdeki birkaç gemiyi ve gökyüzünü seyre daldık. Yılbaşı şerefine gemilerden birinden birkaç havai fişek atıldı. Derken zifiri karanlığın içinde muhteşem bir ay belirdi. Sessiz sessiz tepenin ardında yükseliyormuş.

yengec

Geceleri adada yemek dışında fazla bir etkinlik yok. Zaten sabah çok erken kalkıldığından saat daha 10 olmadan herkes uyumaya çekiliyor. Fakat 2. gün rehber eşliğinde adadaki ilginç yengeç türlerini görmek için elimizde fenerler ormana doğru yürüyüşe çıktık. İlki ‘Chicken Crab‘. Tavuk gibi ses çıkardığından bu adı koymuşlar. Mor bir gövdesi, tüylü bacakları ve kırmızı kıskaçları var. Karada yaşayan bir türmüş.

hermit

Diğer gördüğümüz yengeç türü ise epey ilginçti. Böyle bir şey olduğunu bilmiyordum. Kendi kabuğu olmadığı için deniz kabuğunda yaşayan ‘Hermit Crab‘. Kendisi büyüdükçe yaşamak için de daha büyük bir deniz kabuğu bulup onun içine giriyor. Bu nedenle adadaki deniz kabuklarını toplamamamız için sıkı sıkı tembihlendik.

piton1

Ve geldik gezinin büyük anına. Elbette bu programda yoktu ama sürpriz bir biçimde doğada, kendi ortamında bir piton gördük. Gruptakilerin ilgisini yengeçlerden daha çok çektiğini söylememe gerek yok. Olduğu yerde uzun süre bize poz verdi. Flaşlardan dolayı bir süre donup kaldığını sanıyorum. Henüz bir yavruymuş ama benim dişlerimi birbirine geçirmeme yetecek büyüklükte ve metrelerce uzunluktaydı. Yine de kendimi zorlayıp dikkatlice baktım. Bunca jungle gezmiş furi bile ilk kez karşılaşmış.

ada8

Son gün dönüş yolunda 8. adaya (Similan) uğradık. Burada da kalmak mümkün ama diğer adadaki gibi sahilin sakin anlarının fazla olduğunu sanmıyorum. Denizin en keyifli saatlerinde 10 – 15 tekne kıyıda birikmiş olduk ve diğer adadakinin aksine insanlara yüzmek için pek alan bırakılmamıştı.

gitar

3 günlük ama şekeri hiç bitmeyecek bir kamp oldu. Bu kadar yakınımızda böyle güzel bir yer olduğu için çok şanslıydık. Muson mevsiminde ziyarete kapanan adaları görmek için umarım bir şans daha yaratabiliriz. Ne de olsa söylentiye göre ilk gün nasılsa, yıl öyle devam eder.